gene aynı his..... duvarlarımısarsan sözler var içimde nefes almak zorlaşıyor. her yerde ayrı bir işaret var yol gösteren, yanlış yola saptıran iradem zayıflıyor
iradem zayıfladıkça bütün bunlardan daha çok nefret ediyorum!
belki bi işe yarar diye bir sigara yakıyorum. kimsenin bilmediği o en derine sakladığım sapkın ruhun tasmasını gevşetiyorum
ölmüştüm ben artık bileğimden akıyordu kanım ince bir kesik attım karşımda bana bakıyordu buz gibi bıçak derin bir nefes çektim sona yaklaştığımı farketmiştim son bir sigara yaktım nasıl olsa herşeyin ardından bir sigara yakılır bitti
Geçen gün kendimce büyük bir karar verdim. Belki anlamayacaksın neden böyle bir karar verdiğimi. Haklı olabilirsin de... Bu kararı ben sana, sende bana bakarken verdim ama sen hiç farketmedin. Her zaman ki gibi sana boş boş baktığımı düşündün. Yazık...
Gidiyorum ben... Geri gelmeyi düşünmüyorum da. Yoruldum. Sana olan sevgimi bilmesen de ben ne olacağını biliyorum. Hep bildim. Yoruldum artık görebildiğim bir geleceğe kör bir adam gibi koşmaktan.
Gidiyorum ben... Geri gelmeyi düşünmüyorum da. Huzur bulduğum bu fırtınalı limandan çekiyorum gemimi ve okyanusun ortasıda yalnız, sakin bir yolculuğa çıkıyorum. Giderken gözümde yaşlarla, dudağımda gülümsemeyle gideceğim. Biliyorum ki kapatacak yağmur göz yaşlarımı ve sen anlamayacaksın gene ne olduğunu, o limana yanaşan başka bir gemiyle uğraşırken.
işte dileklerimiz oldu tek çatı altındayız artık hep hayalini kurduğumuz mükemmel medeniyet üzülme, bak, yine birlikteyiz bak herkes burada işte bütün uğraşlarımız sonuç verdi sorunsuz bir dünya bazı şeyler kaybettik ama herşeyin bir bedeli vardır savaşlar olmayacak bak insanlar ölmeyecek artık hayalimiz gerçek oldu tek çatı altındayız işte hepimiz yanyana. tek bir kabirde.
paçamı sıyırıp yürüdüğüm dikenli yolda. bir cebimde sevaplarım, diğerinde günahlarım. bir gözüm kötüyü görmek için açık diğeri sevene inandığım için kapalı. bir elim halden sımsıkı diğeri Hak'tan apaçık. sırtımdaki yüklükte, nefes kafamdaki yüklükte, dünya. ardımda, geriye bakmamı gerektirmeyen bir hayat. önümde, durmamı gerektirmeyen bir hayat.
Biz hep koştuk... Mecazların peşinden... Gözümüzü bağladık... Gidenleri ardından... Onları yaraladık... Sevgileri yüzünden... Kaderi suçladık... Gözlüklerimizin ardından... Denemedik çabalamadık... Korkularımızdan... Biz hep başardık ... Kendi yüzümüzden... Ve biz hep kaybettik... Kendi yüzümüzden... .
25550 gün doğumu ve 25549 gün batımı boyunca. 593782000 nefes, 2649253950 kalp atışı ve buna dahilen sayısız deneyim çizgisi, sarfedilen 122640000 kelime ve herşeyin sonunda ve hepsinin ardında bize kalan kör beyaz örtü birde üzerimizdeki bu dilsiz toprak.
Herşey sadece canı sıkılmış olan bir adamın yerinden kalkmasıyla başladı. "Bak güzelim sadece söyleyeceklerimi dinle, lütfen bu sefer sadece dinle. Ben artık çok yoruldum, artık katlanamıyorum bunlara." dedi adam. Gülümsemesi çok basit bir sebebe dayanıyordu. Ağlaması çok daha basit bir sebebe. "Anlıyorum ama olmuyor. Bunca olan şeye rağmen hep başa sarıyoruz. Değişen tekşey aradan geçen zaman. Hani filmlerde derler ya; ne onunla ne de onsuz oluyor, hani olur mu öyle şey deyip gülerdik. Olmuyormuş meğer." dedi adam böyle bir sebepten dolayı içmeyi hiç sevmesede ikinci kadehi bitirirken, en yakın arkadaşına. "Sen beni hiç bir zaman aptal yerine koymadın. Bunun için sana çok teşekkür ederim ama şöyle bir sorun var, ben bu dünyadaki en büyük aptalım." dedi adam karşısındaki o bir zamanlar çok sevdiği kadına. Bir sigara daha yakıyor adam ve anıları canlanıyor. Omuzundan tutuyor destek olmak için adamın en yakın arkadaşı. ya bu konudan bunaldığı için ya da söylenecek en iyi sözün bile bir anlamı olmayacağını bildiği için. Ayağa kalkıp yanlarına giderken attığı her adımda neler olabileceğini hesap ediyor adam. Bir an için durup "Sonsuz olasılık kutusundan hangi bileti seçeceğim bakalım bu sefer." diyor ve masaya doğru bir adım daha atıyor. Adam kadının söyledikleri karşısında donup kalıyor. Onu korumaya çalışırken nasıl oldu da onu incitebilmişti. Sokakta yürürken kadına sırf o an içinden geldiği, sırf o an dünya üzerindeki herhangi bir dilden seçilmiş en güzel cümleyle bile anlatamayacağı duyguları anlatmak için sarılmak istiyor kadına ve sadece duruyor. Arkadaşının bir sorusu üzerine düşünürken en huzurlu olduğu yeri buluyor adam. Masada otururken yeni tanışmış olduğu o kadına gülümsemenin ne kadar yakıştığını farkediyor. O gece yatmadan önceki son sigarasını içerken ne kadar yalnız hissettiğini farkediyor. Sadece raslantı üzerine olan bir karşılaşmadan sonra o çok sevdiği kadını gördüğünde bile artık gülemediğini farkedince bir sigara yakıyor adam. "Sen daha iyi birisine layiksin, sonuçta ne yaşadığını biliyorum, ne hissettiğini, ne kadar acı çektiğini, ne kadar umutsuzluğa kapıldığını, ne kadar yalnız hissettiğini. Emin ol sen çok daha iyi birisine layiksin. O senin değerini hiç bilemedi." dedi en yakın arkadaşı adama ve belkide her kelimesinde haklıydı. Adam masadakilere selam verdi. Adam kadına "merhaba" dedi basitçe. Kadın adama gülümseyip "merhaba" dedi. her dinlediği şarkıda anlatılan oydu. Her filmdeki esas kız oydu. Her şiir onun için yazılmıştı. Her sabah onun için doğmuştu güneş. Her gece onun için sönmüştü ışıklar. Adam birden karar verdi ve " hayat devam ediyor o zaman bende devam edeceğim." diye kandırdı kendini. Gece feribotta sigara içerken adam bir yıldız kayıyor ve adam dilek tutuyor. Dileği hiç gerçekleşmiyor. Adam masada otururken aşık oluyor. Kadının haberi olmuyor. " Sen kim oluyorsunda benim hayatıma karışabiliyorsun?" dedi kadın adama. Adam düşündü. Kadın ağlarken " ne olursa olsun seni yalnız bırakmayacağım" diye söz veriyor adam. Aynı ülkede, aynı şehirde, aynı sokakta farklı barlarda bir kadın gülüyor, bir adam ağlıyor. O gece kadın adamın yanında uyurken gülümsüyor. Adam kadına tekrar aşık oluyor. Adam bir gece yatağında yalnız başına yatarken kadının yanında olmasını diliyor. Kadın kendi hayatında kendi rolünü yaşıyor başka bir yatakta. Adam masadan ayrılırken kadına " tanıştığımıza çok memnun oldum, umarım tekrar görüşürüz." diyor ve bunu ilk kez tüm kalbiyle söylüyor. Adam o kadından sonra tanıştığı diğer kadınlarda onu arıyor ve hepsinden sıkılıyor. Adam yedi yaşındaki kuzeninin o kadını ne kadar seviyorsun sorusuna karşılık. " konuşamayacak , suratını bile görmek istemeyecek kadar sinirlensemde, kızsamda onun yanında olmak isteyecek kadar." diyor. kuzeni anlamıyor. Adam apaçık biliyor. Adam kadına tanışmalarının şans eseri değil, sadece onunla tanışma amacıyla yapıldığını söylüyor. Kadın şaşırıyor. Adam gülümsüyor. Adam bir şekilde ölüp içindeki bu acının bitmesi için dua ediyor. Canı sıkılmış adamı sadece yeni birisiyle tanışmak amacıyla gittiği arkadaşının masasından ayrılırken gören insanlar, adamın suratındaki sarhoş gülümsemeyi görüyor. Adamın en yakın arkadaşı sarhoş olan adamı gördükçe üzülüyor. "Bunca zamandır her zaman yanında oldum. Artık yapamıyorum. Neden bu şekilde oldu bilmiyorum. Bir cevabım yok. bir çözümüm yok. Yapabileceğim tek bir şey var artık." diyor adam ve kendi verdiği sözü kendisi bozuyor. Sadece canı sıkılmış adam evine dönerken " bugün hayatımın en güzel günü." diyor. Sadece canı sıkılmış adam evine dönerken bir sigara yakıyor ve en güzel gününün ne kadar uzakta kaldığını düşünüyor. Adam evine yürürken hatırladığı çok basit bir sebepten dolayı gülümsüyor, çok daha basit bir sebepten dolayı ağlıyordu.