20 Ekim 2009 Salı

in girum imus nocte et consumimur igni

son
ölmüştüm ben artık
bileğimden akıyordu kanım
ince bir kesik attım
karşımda bana bakıyordu
buz gibi bıçak
derin bir nefes çektim
sona yaklaştığımı farketmiştim
son bir sigara yaktım
nasıl olsa herşeyin ardından bir sigara yakılır
bitti

19 Ekim 2009 Pazartesi

meraklısı için bir adamın ocak sonu veda mektubu

Geçen gün kendimce büyük bir karar verdim. Belki anlamayacaksın neden böyle bir karar verdiğimi. Haklı olabilirsin de... Bu kararı ben sana, sende bana bakarken verdim ama sen hiç farketmedin. Her zaman ki gibi sana boş boş baktığımı düşündün. Yazık...
Gidiyorum ben... Geri gelmeyi düşünmüyorum da. Yoruldum. Sana olan sevgimi bilmesen de ben ne olacağını biliyorum. Hep bildim. Yoruldum artık görebildiğim bir geleceğe kör bir adam gibi koşmaktan.
Gidiyorum ben... Geri gelmeyi düşünmüyorum da. Huzur bulduğum bu fırtınalı limandan çekiyorum gemimi ve okyanusun ortasıda yalnız, sakin bir yolculuğa çıkıyorum. Giderken gözümde yaşlarla, dudağımda gülümsemeyle gideceğim. Biliyorum ki kapatacak yağmur göz yaşlarımı ve sen anlamayacaksın gene ne olduğunu, o limana yanaşan başka bir gemiyle uğraşırken.

birçok şeye ağıt

işte dileklerimiz oldu
tek çatı altındayız artık
hep hayalini kurduğumuz
mükemmel medeniyet
üzülme, bak, yine birlikteyiz
bak herkes burada işte
bütün uğraşlarımız sonuç verdi
sorunsuz bir dünya
bazı şeyler kaybettik ama
herşeyin bir bedeli vardır
savaşlar olmayacak bak
insanlar ölmeyecek artık
hayalimiz gerçek oldu
tek çatı altındayız işte
hepimiz yanyana.
tek bir kabirde.

Dördüncü papirüs

paçamı sıyırıp yürüdüğüm dikenli yolda.
bir cebimde sevaplarım, diğerinde günahlarım.
bir gözüm kötüyü görmek için açık
diğeri sevene inandığım için kapalı.
bir elim halden sımsıkı
diğeri Hak'tan apaçık.
sırtımdaki yüklükte, nefes
kafamdaki yüklükte, dünya.
ardımda, geriye bakmamı gerektirmeyen bir hayat.
önümde, durmamı gerektirmeyen bir hayat.

Üçüncü papirus...

Biz hep koştuk...
Mecazların peşinden...
Gözümüzü bağladık...
Gidenleri ardından...
Onları yaraladık...
Sevgileri yüzünden...
Kaderi suçladık...
Gözlüklerimizin ardından...
Denemedik çabalamadık...
Korkularımızdan...
Biz hep başardık ...
Kendi yüzümüzden...
Ve biz hep kaybettik...
Kendi yüzümüzden... .

İlk papirus

25550 gün doğumu
ve
25549 gün batımı
boyunca.
593782000 nefes,
2649253950 kalp atışı
ve buna dahilen
sayısız deneyim çizgisi,
sarfedilen
122640000 kelime
ve herşeyin sonunda
ve hepsinin ardında
bize kalan
kör beyaz örtü
birde üzerimizdeki
bu dilsiz toprak.

4 Ekim 2009 Pazar

meraklısı için bir adamın hikayesi

Herşey sadece canı sıkılmış olan bir adamın yerinden kalkmasıyla başladı.
"Bak güzelim sadece söyleyeceklerimi dinle, lütfen bu sefer sadece dinle. Ben artık çok yoruldum, artık
katlanamıyorum bunlara." dedi adam.
Gülümsemesi çok basit bir sebebe dayanıyordu. Ağlaması çok daha basit bir sebebe.
"Anlıyorum ama olmuyor. Bunca olan şeye rağmen hep başa sarıyoruz. Değişen tekşey aradan geçen zaman.
Hani filmlerde derler ya; ne onunla ne de onsuz oluyor, hani olur mu öyle şey deyip gülerdik. Olmuyormuş meğer." dedi
adam böyle bir sebepten dolayı içmeyi hiç sevmesede ikinci kadehi bitirirken, en yakın arkadaşına.
"Sen beni hiç bir zaman aptal yerine koymadın. Bunun için sana çok teşekkür ederim ama şöyle bir sorun var,
ben bu dünyadaki en büyük aptalım." dedi adam karşısındaki o bir zamanlar çok sevdiği kadına.
Bir sigara daha yakıyor adam ve anıları canlanıyor.
Omuzundan tutuyor destek olmak için adamın en yakın arkadaşı. ya bu konudan bunaldığı için ya da söylenecek
en iyi sözün bile bir anlamı olmayacağını bildiği için.
Ayağa kalkıp yanlarına giderken attığı her adımda neler olabileceğini hesap ediyor adam. Bir an için durup
"Sonsuz olasılık kutusundan hangi bileti seçeceğim bakalım bu sefer." diyor ve masaya doğru bir adım daha atıyor.
Adam kadının söyledikleri karşısında donup kalıyor. Onu korumaya çalışırken nasıl oldu da onu incitebilmişti.
Sokakta yürürken kadına sırf o an içinden geldiği, sırf o an dünya üzerindeki herhangi bir dilden seçilmiş en
güzel cümleyle bile anlatamayacağı duyguları anlatmak için sarılmak istiyor kadına ve sadece duruyor.
Arkadaşının bir sorusu üzerine düşünürken en huzurlu olduğu yeri buluyor adam.
Masada otururken yeni tanışmış olduğu o kadına gülümsemenin ne kadar yakıştığını farkediyor.
O gece yatmadan önceki son sigarasını içerken ne kadar yalnız hissettiğini farkediyor.
Sadece raslantı üzerine olan bir karşılaşmadan sonra o çok sevdiği kadını gördüğünde bile artık gülemediğini
farkedince bir sigara yakıyor adam.
"Sen daha iyi birisine layiksin, sonuçta ne yaşadığını biliyorum, ne hissettiğini, ne kadar acı çektiğini,
ne kadar umutsuzluğa kapıldığını, ne kadar yalnız hissettiğini. Emin ol sen çok daha iyi birisine layiksin. O senin
değerini hiç bilemedi." dedi en yakın arkadaşı adama ve belkide her kelimesinde haklıydı.
Adam masadakilere selam verdi. Adam kadına "merhaba" dedi basitçe. Kadın adama gülümseyip "merhaba" dedi.
her dinlediği şarkıda anlatılan oydu. Her filmdeki esas kız oydu. Her şiir onun için yazılmıştı. Her sabah onun
için doğmuştu güneş. Her gece onun için sönmüştü ışıklar.
Adam birden karar verdi ve " hayat devam ediyor o zaman bende devam edeceğim." diye kandırdı kendini.
Gece feribotta sigara içerken adam bir yıldız kayıyor ve adam dilek tutuyor. Dileği hiç gerçekleşmiyor.
Adam masada otururken aşık oluyor. Kadının haberi olmuyor.
" Sen kim oluyorsunda benim hayatıma karışabiliyorsun?" dedi kadın adama. Adam düşündü.
Kadın ağlarken " ne olursa olsun seni yalnız bırakmayacağım" diye söz veriyor adam.
Aynı ülkede, aynı şehirde, aynı sokakta farklı barlarda bir kadın gülüyor, bir adam ağlıyor.
O gece kadın adamın yanında uyurken gülümsüyor. Adam kadına tekrar aşık oluyor.
Adam bir gece yatağında yalnız başına yatarken kadının yanında olmasını diliyor. Kadın kendi hayatında kendi
rolünü yaşıyor başka bir yatakta.
Adam masadan ayrılırken kadına " tanıştığımıza çok memnun oldum, umarım tekrar görüşürüz." diyor ve bunu ilk
kez tüm kalbiyle söylüyor.
Adam o kadından sonra tanıştığı diğer kadınlarda onu arıyor ve hepsinden sıkılıyor.
Adam yedi yaşındaki kuzeninin o kadını ne kadar seviyorsun sorusuna karşılık. " konuşamayacak , suratını bile
görmek istemeyecek kadar sinirlensemde, kızsamda onun yanında olmak isteyecek kadar." diyor. kuzeni anlamıyor. Adam
apaçık biliyor.
Adam kadına tanışmalarının şans eseri değil, sadece onunla tanışma amacıyla yapıldığını söylüyor. Kadın
şaşırıyor. Adam gülümsüyor.
Adam bir şekilde ölüp içindeki bu acının bitmesi için dua ediyor.
Canı sıkılmış adamı sadece yeni birisiyle tanışmak amacıyla gittiği arkadaşının masasından ayrılırken gören
insanlar, adamın suratındaki sarhoş gülümsemeyi görüyor.
Adamın en yakın arkadaşı sarhoş olan adamı gördükçe üzülüyor.
"Bunca zamandır her zaman yanında oldum. Artık yapamıyorum. Neden bu şekilde oldu bilmiyorum. Bir cevabım yok.
bir çözümüm yok. Yapabileceğim tek bir şey var artık." diyor adam ve kendi verdiği sözü kendisi bozuyor.
Sadece canı sıkılmış adam evine dönerken " bugün hayatımın en güzel günü." diyor.
Sadece canı sıkılmış adam evine dönerken bir sigara yakıyor ve en güzel gününün ne kadar uzakta kaldığını düşünüyor.
Adam evine yürürken hatırladığı çok basit bir sebepten dolayı gülümsüyor, çok daha basit bir sebepten dolayı ağlıyordu.